Fırında Beşamel Soslu Sebzeli Et

Evde bulunan sebzelerle bazen tavuk etli bazen dana etli olarak sık yaptığım bir fırın yemeğini paylaşmak istiyorum bugün. Hatta dileyenlerin et eklemeden bile sadece sebze ile yapabilecekleri bir tarif. Ben kış sebzelerinin zamanı geçmeden kereviz, pırasa ve havuç ile bu yemeği yaptım. Siz dilediğiniz başka sebzeleri de ekleyebilir veya çıkartabilirsiniz. Beşamel sos ile birlikte tüm sebzelerin tadı ayrı bir güzel oluyor bence. Denemenizi tavsiye ederim.

Fırında Beşamel Soslu Sebzeli Et:

  • 250-300 gr yağsız kuşbaşı dana eti
  • 1 adet soğan
  • 2 diş sarmısak
  • 2 adet havuç
  • 2 adet patates
  • 1 adet pırasa
  • 1 adet kereviz
  • Karabiber, kekik
  • Tuz, sıvıyağ

Beşamel Sos İçin:

  • 4 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1,5 su bardağı süt
  • Tuz

Üstü İçin:

  • 1 su bardağı rendelenmiş kaşar

Az sıvıyağ ilave ettiğimiz tencereye ince doğradığımız soğan ve sarmısağı ekleyip kavuralım. İnce doğradığımız pırasaları da ilave edelim. Pırasalar biraz kavrulduktan sonra yarım ay şeklinde doğranmış havuç, iri küpler halinde doğranmış patates ve kerevizi de tencereye alıp kavurmaya devam edelim. 1-1,5 su bardağı su, tuz ve baharatları ilave edip sebzeler yumuşayana kadar ve suyunu çekene kadar pişirelim. Eğer sebzeler diri kalırsa su miktarını biraz daha arttırabilirsiniz.

Etleri ayrı bir tencerede önce kendi suyunu çekene kadar çevirelim. Sonra 1,5 su bardağı su ekleyip suyu çekene kadar etleri pişirelim. Etleri sebzelere ekleyip iyice karıştırıp bir fırın kabına alalım.

Ufak bir tenecereye beşamel sos için sıvıyağı döküp unu ekleyip iyice karıştıralım ve üstüne sütü azar azar ilave edip unu süte yedirelim ve ocağın altını açalım. Sürekli karıştırararak  beşamel sos koyulaşıp göz göz olup kaynamaya başlayınca tuzunu da ekleyelim. Bir kaç dakika karıştırarak kaynatalım ve sıcakken sebzelerin üzerine yayalım. 200 derece fırında 15-20 dakika pişirdikten sonra üstüne rendelenmiş kaşarı da serpelim ve kaşarlar kızarıncaya kadar pişirmeye devam edelim. Sıcak olarak servis yapalım.

Afiyet olsun.

Reklamlar

Malhitiye Çorbası

Soğuk kış günlerini geride bırakmaya başladığımız bu günlerde artık çok fazla çorba tarifi vermediğimi farkettim. Gerçi çorba her zaman sofralarımızda yer alıyor ama daha çok diğer tariflere yönelmiştim. Bu çorbayı Lezzet Dergisi’ nde gördüğümde ezogelin çorbasının havuçlusu demiştim kendi kendime. Oğluma bol bol havuç yedirmeye çalıştığım için mümkün olduğunca çoğu yemek ve çorbaya havuç ekliyorum zaten. Bu çorba da onlardan biri. Ben ikram sırasında yağsız olarak pul biber ve nane eklemeyi tercih ettim ama tarife göre üzerine eritilmiş tereyağ ile birlikte nane ve pulbiber  gezdirebilirsiniz.

Malhitiye Çorbası:

  • 1 adet soğan
  • 2 diş sarmısak
  • 1 çay bardağı kırmızı mercimek
  • 1 adet rendelenmiş havuç
  • 1/2 çay bardağı pilavlık bulgur
  • 1/2 çay bardağı pirinç
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 7 su bardağı su
  • Tuz, kimyon, nane, pulbiber
  • Sıvıyağ

Soğanı ve sarımsağı minik doğrayıp az sıvıyağ döktüğümüz tencerede kavuralım. Üstüne salçaları, havuç ve yıkanmış mercimeği de ekleyip birkaç dakika daha kavurmaya devam edelim. Çorbanın suyunu da döküp su kaynayınca yıkadığımız pirinç ve bulguru da çorbaya ekleyelim. Tuz ve kimyonu da ilave edip kısık ateşte bakliyatlar pişinceye kadar kaynatalım. Dilerseniz tereyağ eritip nane ve pulbiberi yağa ekleyin ve çorbanın üstüne servis sırasında gezdirin. Daha az yağlı olsun derseniz sadece nane ve pul biberi çorbanın üstüne servis sırasında serpin.

Afiyet olsun.

Pırasalı Arnavut Böreği

Daha önceden hazır yufka ile pırasalı sarma bir börek tarifi vermiştim. Arnavut böreğini de pırasalı olarak çok severim. Genelde annemden yemeye alışkın olduğum bu böreği bir de kendim yapmak istedim. Tarif onunkiyle aynı ama anne elinin lezzeti bir başka oluyor. Ispanaklı olarak daha önceden yaptığım bu böreği un miktarını annemin söylediği şekilde arttırarak 20 yufka olarak açtım. Arnavut böreğini bilenler bilir. Gerçi gerçek Arnavut böreğinin ara katlarına eritilmiş margarin sürülür ama ben margarin yerine zeytinyağ tercih ediyorum. Bence böyle de tadı oldukça yerinde.

Bu tarifi beni davet aldığım 63. P.D.Ç.E ne yani www.pasasofram.blogcu.com a yolluyorum.

Pırasalı Arnavut Böreği:

Hamuru İçin:

  • 4,5 su bardağı un
  • 1-1,5 su bardağı ılık su
  • Tuz

İç Malzemesi İçin:

  • 1 kilo pırasa
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • Tuz, zeytinyağ, pulbiber (isteğe bağlı)

Yufkaların Arası İçin:

  • Zeytinyağ

Hamuru verilen malzemeler ile yoğurun. Su miktarını 1 bardaktan sonra hamurun ele yapışmayacak yumuşak bir kıvama gelmesine göre yavaş yavaş ekleyerek hamuru yoğurun. Üstüne bir bez örterek yarım saat kadar dinlendirip hamurdan ufak parçalar koparıp 20 adet beze elde edin. Her bir bezeyi un yardımıyla ufak pasta tabağı boyutunda açıp üstlerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağ dökün ve iyice yufkanın üstüne yayın. Yufkaları bu şekilde yarım saat kadar bekletin.

Bu sırada bir tavaya zeytinyağ döküp ince oalrak doğradığınız pırasaları kavurun ve pırasalar yumuşayınca salça ve  tuzunu ilave edip 5 dakika daha kavurup ocağın altını kapatın.

Yarım saat bekleyen yufkaların 10 tanesini üst üste yerleştirip bir merdane yardımıyla yuvarlak fırın tepsisi boyutunda (ben 35-40 cm çapında alüminyum tepsiye göre yaptım) açın ve yağlanmış tepsiye yerleştirin. Kavrulmuş pırasaları yufkanın her yerine eşit gelecek şekilde yayın ve kalan 10 yufkayı da aynı boyutta açıp pırasaların üstünü kapatın. 200 derece fırında altı ve üstü kızarana kadar böreği pişirin.

Afiyet olsun.

Peynirli Bulgurlu Pazı Sarması

Güneşli, cıvıl cıvıl bir İstanbul sabahı. Tam bir bahar havası. Bahar geldi sanırım soğuk bir kaç haftadan sonra. Bu aralar baharın gelme sevinciyle bahar yorgunluğunu birlikte yaşıyorum. Yerinde durmaya pek alışkın olmayan bir yapım var. Hele böyle güzel havalarda. Bir yandan da canım birşey yapmak istemiyor. Haleti ruhiyem biraz karışık anlayacağınız. Anne olmadan önce gezenti bir yapım olduğu herkes tarafından bilinirdi. Anne olduktan sonra hele bir de kış günlerinde dışarı çıkma konusundaki kısıntılar beni biraz sıkıntıya düşürmüyor değil. Bir dışarı çıkıp hava almak istediğim çok oluyor. Gurbette olduğum için bir bayanın en çok nazının geçtiği annesinin böyle durumlarda yanında olması ne güzel şeymiş daha iyi anlıyorum. Neyse yanımda olmasalar bile sağlıklarının yerinde olmasına şükrediyorum. En azından yanlarına gidebileceğim hasret giderebileceğim bir uzaklıktalar. Rabbimin kimseye altından kalkamayacağı yük yüklemeyeceğini bildiğimden bunu düşünmek bile bu yıldığım anlarda güç veriyor. Ama kul olmak böyle bir şey sanırım, şikayete meyilli olmak gibi bir yapımız var. Allah dertli olanlara dermanlarını versin inşAllah zira beni sıkan bu küçük sıkıntılar dert değil. Hepsi Rabbimin yar ve yardımcılığıyla geçer.

Sıkıntılarınızı üzerinden attığınız mutlu, huzurlu bir hafta sonu diliyorum. Bu güzel hafta sonunda dostlarnızla,sevdiklerinizle çay sofraları kurarsanız size güzel bir tarif önerim var. İşte tarifimiz:

Tarif (biraz değiştirilmiş olarak) Lezzet Dergisi Eylül 2009 sayısından..

Peynirli Bulgurlu Pazı Sarması:

  • 1 demet pazı
  • 1/2 su bardağı ince bulgur
  • 1 adet rendelenmiş kuru soğan
  • 2 diş dövülmüş sarımsak
  • 250 gr. ezilmiş beyaz peynir
  • 1 tatlı kaşığı nane
  • 1 tatlı kaşığı reyhan
  • 5-6 dal maydanoz
  • 5-6 dal dereotu
  • Tuz, zeytinyağ

Domates Sosu İçin:

  • 2 servis kaşığı rendelenmiş domates
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 1,5-2 su bardağı su
  • Tuz, zeytinyağ

Pazıları yıkayıp kaynamış suda 5 dakika bekletip sudan çıkarın ve süzün. Bir derin kap içerisinde iç malzemelerinin hepsini karıştırın. Pazı yapraklarını içine pazı yaprağının büyüklüğüne göre 1-1,5 tatlı kaşığı harçtan alıp sarma sarar gibi sarın ve yağlanmış bir dikdörtgen borcama dizin.

Bir derin kasede domates sosu malzemelerini karıştırın. Pazıların üstüne dökün ve 175 derece fırında sos malzemesi suyunu çekene kadar pişirin.

Afiyet olsun.

Tariflerini Takip Ediyorum ama Yorum Bırakamıyorum:(

Herkese hayırlı günler. Bilindiği üzere bloggerlar 1 aya yakın süredir kapalı. Takip ettiğim arkadaşlara ulaşmak için bazı yolları deneyip en azından onlarında binbir güçlükle bloglarını devam ettirme çabalarını görüyorum. Bir çoğundan da bana yorumlar geliyor. Bu noktada beni en çok üzen nokta ben yorum bırakamıyorum :(  Blogspot’un açıldığına dair bir yazı okumuştum ama ben hala denediğim bloglara ulaşamadım. Şunu söylemek istiyorum ki öncelikle bana yorum bırakan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum ve imkanlar el verdiği sürece sitelerini ziyaret edip yeni yazılarını takip etmeye çalışıyorum. Herkese  kolaylıklar diliyorum. Allah’a emante olun.

Ege Haydarisi

İzmir’li olduğum halde bu haydariyi ilk defa Lezzet dergisinde görmüştüm. Ege Bölgesi’nin başka yörelerinde yapılıyordur belki ama ben bilmiyorum.  İçinde özellikle nanenin yanında reyhan da olması farklı biz lezzet açığa çıkarmış. Ben evde taze nane olmadığı için kuru nane kullandım. Tarifin aslında taze nane ve süt kreması vardı. Süt kremasını kullanmayı tercih etmedim ama tarifi aynen uygulamak isteyenler varsa süt kreması da ekleyebilirler ama bence tadı böylede oldukça güzeldi. Bunun yanında süzme yoğurtta sulanma olmadığı için bu tür yoğurtlu salatalarda tercih ediliyor ama ben normal yoğurtla birlikte karıştırıp kullanıyorum ; zira süzme yoğurt tek başına oldukça kuru geliyor. Birlikte kullandığımda da normal yoğurttaki kadar sulanma olmuyor.

Ayrıca bir dip not: Bayanlarda kemik erimesinin önüne geçilmesi için yoğurdun nane ile birlikte yenilmesi gerekiyormuş. O nedenle yoğurtlu salatalarımıza nane eklemeyi alışkanlık haline getirmek lazım.

Ege Haydarisi:

  • 5 adet kurutulmuş domates
  • 5-7 dal dereotu
  • 1 tatlı kaşığı reyhan
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 2 diş sarımsak
  • 2 tepeleme yemek kaşığı süz me yoğurt
  • 4 tepeleme yemek kaşığı normal yoğurt
  • Tuz

Kurutulmuş domatesleri kaynamış su içinde 10 dk bekletip çıkaralım ve küp olarak doğrayalım. Dereotunu incecik doğrayalım. Diğer baharatları da ekleyip karıştıralım. Bir kasede yoğurtları çırpalım ve içine sarımsakları rendeleyip tuz ilave edelim. Bu yoğurdu domates ve baharatlara ekleyip iyice karştıralım. Ege haydarisi hazır.

Afiyet olsun.

  •  

Kestaneli Kuzu Yahni

Kuzu eti aslında en iyi ettir ama dana etine göre daha yağlı olması sebebiyle ben kırmızı et tercihimi genelde dana etinden kullanırım. Bu nedenle uzun zamandır kuzu eti almıyordum. Ama oğlum için kuzu etinin daha faydalı olduğunu düşündüğümden ayrıca pişince daha yumuşak bir et olması nedeniyle bu aralar kuzu etine yönelmeye başlıyorum. Gerçi dediğim gibi biraz yağlı. Diyet usulü olsun diyenler varsa içinizde dana eti ya da tavuk etiyle de deneyebilirsiniz bu yemeği. Kestaneyi daha önceden milföy kaplı kestaneli enginar tarifinde ilk defa bir yemekte kullanmıştım ve yemeğe oldukça güzel bir tat verdiğini görünce Lezzet Dergisi’nde bu tarifi gördüğümde denemekten hiç çekinmedim. Kestane ete oldukça yakışıyor. Denemek isteyenlere tavsiye olunur:)

Kestaneli Kuzu Yahni:

  • 400 gr kemiksiz kuzu but
  • 1 adet soğan
  • 2 diş sarmısak
  • 2 servis kaşığı rendelenmiş domates
  • 12-13 tane haşlanmış kabuğu soyulmuş kestane
  • 3-4 adet patates
  • Tuz, karabiber, sıvıyağ

Soğanı küp halinde doğrayıp sarımsağı rendeleyin ve çok az sıvıyağ döktüğünüz tencerede kavurmaya başlayın. Kuzu eti yağlı olduğu için çok fazla sıvıyağ kullanmayın. Kavrulan soğanlara etleri ilave edin ve kendi suyu ile kısık ateşte etler yumuşayana kadar pişirin. Sonra rendelenmiş domatesi etlere ekleyip iyice karıştırın. Tuz ve karabiberini ve kestaneleri ilave edip  5-10 dakika daha pişirip ocağın altını kapatın.

Patatesleri soyup elma dilimleri halinde kesin. Bir kaseye alıp üstüne tuz ve sıvıyağ ekleyip patatesleri iyice harmanlayın. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine patatesleri dizip 175 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. Servis tabağının kenarlarına patates dilimlerini sıralayıp ortasına kuzu yahniyi döküp sıcak olarak servis yapın.

Afiyet olsun.